Alanya Avukatlık Ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

Uzaklaştırma Kararı (Koruma Kararı) Nasıl Alınır? 6284 Sayılı Kanun Rehberi

Temmuz 23, 2026 Medeni Hukuk 16 dk okuma

Uzaklaştırma Kararı (Koruma Kararı) Nedir? Güvende Olma Hakkınız

Hayatın en temel gereksinimi güvenlik hissidir. Ancak ne yazık ki bazen en yakınımızdakiler tarafından bu temel hak ihlal edilebilir. Fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddete maruz kalmak ya da bu tür bir şiddet tehdidi altında yaşamak, kimsenin katlanmak zorunda olmadığı bir durumdur. İşte bu noktada hukuk sistemimiz, mağdurları korumak için güçlü bir kalkan sunar: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun. Bu kanun kapsamında verilen ve halk arasında yaygın olarak “uzaklaştırma kararı” olarak bilinen koruma kararı, şiddet mağdurlarını veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişileri korumayı amaçlayan hayati bir hukuki mekanizmadır. Bu karar, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişinin, mağdurdan ve yaşadığı çevreden belirli bir süre boyunca uzak durmasını sağlayan bir dizi tedbiri içerir.

Antalya Alanya’da faaliyet gösteren hukuk ekibi olarak, bu hassas süreçte müvekkillerimizin yanında yer alıyor, onların güvenliğini sağlamak için hukukun tüm imkanlarını seferber ediyoruz. Unutulmamalıdır ki, koruma kararı talep etmek bir lütuf değil, kanunla güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu kapsamlı rehberde, uzaklaştırma kararının ne olduğunu, kimlerin bu karardan faydalanabileceğini, başvuru sürecinin nasıl işlediğini ve kararın ihlali durumunda ne gibi yaptırımlarla karşılaşılacağını, anlaşılır bir dille ve tüm detaylarıyla ele alacağız. Amacımız, şiddet sarmalından çıkmak isteyen herkese yol göstermek ve hukuki haklarını kullanmaları için gerekli bilgiyi sunmaktır.

6284 Sayılı Kanun Kimi Korur? Koruma Kararından Kimler Faydalanabilir?

6284 Sayılı Kanun, isminde “aile” ve “kadın” kelimeleri geçse de, aslında çok daha geniş bir koruma ağı sunar. Kanunun temel felsefesi, şiddetin kimden geldiğine veya kime yöneldiğine bakmaksızın, şiddet mağduru olan veya şiddete uğrama riski taşıyan herkesi korumaktır. Dolayısıyla, bu kanunun sağladığı güvencelerden sadece evli kadınlar değil, toplumun farklı kesimlerinden pek çok kişi yararlanabilir. Bu, kanunun en güçlü ve en kapsayıcı yönlerinden biridir.

Peki, kanun metnine göre koruma kararından kimler faydalanabilir? Bu sorunun cevabını netleştirmek için kanunun koruma altına aldığı kişileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Eşler ve Eski Eşler: Evlilik birliği devam eden veya boşanmış olan kişiler, birbirlerine karşı koruma kararı talebinde bulunabilirler. Boşanmış olmak, şiddet tehdidinin sona erdiği anlamına gelmez ve kanun bu durumu göz önünde bulundurur.
  • Aile Bireyleri: Aynı çatı altında yaşayan veya yaşamayan anne, baba, çocuk, büyükanne, büyükbaba, kardeş gibi kan veya kayın hısımlığı bulunan kişiler bu kanun kapsamındadır. Örneğin, bir evlat babasından, bir gelin kayınvalidesinden gördüğü şiddet nedeniyle koruma talep edebilir.
  • Evlilik Dışı Birliktelik Yaşayanlar: Resmi nikah olmaksızın fiilen birlikte yaşayan (partner, sevgili) kişiler de kanunun koruması altındadır. Medeni durum, şiddete karşı korunma hakkını engellemez.
  • Tek Taraflı Israrlı Takip Mağdurları: Kanunun en önemli yeniliklerinden biri de budur. Arada ailevi veya duygusal bir bağ olmasa dahi, tek taraflı olarak ısrarlı bir şekilde takip edilen (stalking) kişiler de koruma kararı aldırabilir. Eski bir sevgili, reddedilen bir kişi veya takıntılı bir komşu tarafından sürekli rahatsız edilmek, bu kapsama girer.

Görüldüğü gibi kanun, koruma şemsiyesini oldukça geniş tutmaktadır. Cinsiyet, yaş, medeni durum veya taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ne olursa olsun, eğer ortada bir şiddet eylemi veya şiddet tehdidi varsa, 6284 Sayılı Kanun devreye girer. Bu noktada önemli olan, mağdurun kendisini güvende hissetmemesi ve hukuki yollara başvurma iradesini göstermesidir. Ekibimiz, Alanya ve çevresindeki tüm mağdurlara bu hakkı kullanmaları konusunda hukuki destek sağlamaktadır.

Uzaklaştırma Kararı Hangi Durumlarda Alınabilir?

Uzaklaştırma kararı alınabilmesi için şiddetin illa ki fiziksel bir boyuta ulaşmış olması gerekmez. Kanun, şiddeti çok boyutlu bir olgu olarak kabul eder ve her türünü önlemeyi hedefler. Dolayısıyla, mağdurun yaşam kalitesini düşüren, psikolojik bütünlüğünü zedeleyen, özgürlüğünü kısıtlayan ve onu korku içinde yaşamaya mecbur bırakan her türlü eylem, koruma kararı talebi için geçerli bir sebep teşkil edebilir. Şiddetin varlığı veya somut şiddet tehdidinin mevcudiyeti, başvurunun temelini oluşturur.

Koruma kararı talep edilebilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Fiziksel Şiddet: Vurma, itme, tekmeleme, boğmaya çalışma, bir nesneyle saldırma, yaralama gibi vücut bütünlüğüne yönelik her türlü saldırı bu kategoriye girer. Darp raporu alınmış olsun veya olmasın, fiziksel şiddete maruz kalmak en temel başvuru nedenidir.
  • Psikolojik Şiddet: Sürekli aşağılama, hakaret etme, küfür, tehdit (seni öldürürüm, ailene zarar veririm gibi), başkalarının önünde küçük düşürme, yalnızlaştırma, eve kapatma gibi eylemler psikolojik şiddettir ve en az fiziksel şiddet kadar yıkıcıdır. Bu tür eylemler de tek başına koruma kararı için yeterlidir.
  • Cinsel Şiddet: Cinsel ilişkiye zorlama, cinsel içerikli taciz edici sözler söyleme, rıza dışı dokunma, pornografik materyaller izlemeye zorlama gibi her türlü cinsel içerikli saldırı, cinsel şiddet kapsamındadır.
  • Ekonomik Şiddet: Kişinin parasına el koyma, çalışmasına engel olma veya zorla çalıştırma, ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamama, mal varlıklarını habersizce satma gibi eylemler ekonomik şiddettir ve mağduru çaresiz bırakmayı hedefler.
  • Israrlı Takip (Stalking): Kişinin sürekli olarak fiziksel veya dijital ortamda takip edilmesi, iş yerine veya evinin önüne gelinmesi, sürekli istenmeyen mesajlar veya e-postalar gönderilmesi, sosyal medya üzerinden rahatsız edilmesi gibi eylemler, modern çağın en yaygın şiddet türlerinden biridir ve 6284 sayılı kanun kapsamında açıkça korunmaktadır.

Burada altı çizilmesi gereken en önemli husus şudur: Bu eylemlerin gerçekleşmiş olması şart değildir. Gerçekleşme tehlikesinin bulunması dahi koruma kararı talep etmek için yeterlidir. Örneğin, “Bir daha dediğimi yapmazsan seni sokağa atarım” şeklindeki bir tehdit, ekonomik ve psikolojik şiddet tehlikesi barındırdığı için tedbir kararı alınmasına zemin hazırlayabilir.

Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? Adım Adım Başvuru Süreci

Koruma kararı alma süreci, mağdurun güvenliğini en kısa sürede sağlamak amacıyla olabildiğince hızlı ve basit bir şekilde tasarlanmıştır. Bürokratik engellerin en aza indirildiği bu süreçte, doğru adımları atmak kararın etkinliği açısından büyük önem taşır. İşte Alanya’daki müvekkillerimize de her aşamasında rehberlik ettiğimiz başvuru sürecinin temel adımları:

Adım 1: Nereye Başvurulur? Yetkili Merciler

Kanun, mağdurların en kolay ulaşabilecekleri kuruma başvuru yapabilmesi için birden fazla seçenek sunmuştur. Başvuru yapılacak yer, durumun aciliyetine ve mağdurun imkanlarına göre değişebilir:

  • Aile Mahkemesi: Koruma kararı vermeye yetkili asli merci Aile Mahkemeleridir. Mağdur, hazırlayacağı bir dilekçe ile doğrudan Aile Mahkemesi’ne başvurabilir. Bu, en etkili ve kapsamlı tedbirlerin alınabildiği yoldur.
  • Cumhuriyet Başsavcılığı: Adliyelerde bulunan savcılıklara da başvuru yapılabilir. Savcılık, talebi ve durumu değerlendirerek gerekli tedbirlerin alınması için dosyayı Aile Mahkemesi’ne sevk eder.
  • Kolluk Kuvvetleri (Polis Merkezi veya Jandarma Karakolu): Özellikle mesai saatleri dışında veya acil müdahale gerektiren durumlarda en hızlı ve pratik başvuru yolu en yakın polis merkezi veya jandarma karakoludur. Kolluk kuvvetleri, mağdurun ifadesini alarak derhal bir tutanak düzenler ve en hızlı şekilde yetkili Aile Mahkemesi veya Mülki Amir’den karar alınmasını sağlar.
  • Mülki Amirler (Kaymakamlık veya Valilik): Kolluk kuvvetleri gibi Mülki Amirler de gecikmesinde sakınca bulunan acil durumlarda geçici nitelikte koruma kararı verebilirler. Bu karar, daha sonra Aile Mahkemesi hâkiminin onayına sunulur.

Adım 2: Başvuru Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Başvurunun en önemli belgesi dilekçedir. Dilekçenin net, anlaşılır ve talep edilen tedbirleri açıkça içermesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için kritiktir. Bir dilekçede bulunması gereken temel unsurlar şunlardır:

  • Tarafların Bilgileri: Hem koruma talep edenin (mağdur) hem de hakkında tedbir talep edilenin (şiddet uygulayan) adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve biliniyorsa adres bilgileri yer almalıdır.
  • Olayların Ayrıntılı Anlatımı: Yaşanan şiddet olayları, tarih, yer ve zaman belirterek, kronolojik bir sırayla ve açık bir dille anlatılmalıdır. Hakaretler, tehditler, fiziksel şiddetin boyutu gibi detaylar kararın niteliğini doğrudan etkiler.
  • Talep Edilen Tedbirler: Mağdur, dilekçesinde hangi koruma tedbirlerinin uygulanmasını istediğini açıkça belirtmelidir. Örneğin; “şahsın konutuma, iş yerime ve çocuklarımın okuluna 500 metreden fazla yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla beni rahatsız etmemesine karar verilsin” gibi net taleplerde bulunulmalıdır.
  • Deliller: Varsa delillerin neler olduğu dilekçede belirtilmelidir.

Bu sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi, dilekçenin hukuki tekniğe uygun ve eksiksiz hazırlanması, en doğru tedbirlerin talep edilmesi ve sürecin takibi açısından büyük avantaj sağlar.

Adım 3: Delil ve İspat Şart mı? Mağdurun Beyanı Esastır

Koruma kararı sürecindeki en can alıcı ve mağduru en çok rahatlatan ilke, mağdurun beyanının esas olmasıdır. 6284 Sayılı Kanun, doğası gereği genellikle dört duvar arasında ve tanıksız gerçekleşen şiddet eylemlerinde delil toplamanın zorluğunu bilir. Bu nedenle, hâkimin bir tedbir kararı vermesi için mağdurun samimi ve tutarlı beyanını yeterli görmesi esastır. Kanun, “Önce koru, sonra araştır” mantığıyla hareket eder. Dolayısıyla, “Elimde darp raporu yok”, “Mesajları sildim”, “Kimse görmedi” gibi endişelerle başvurmaktan çekinilmemelidir.

Bununla birlikte, delillerin sunulması kararın daha güçlü, daha kapsamlı ve daha uzun süreli çıkmasını sağlayabilir. Sunulabilecek deliller arasında şunlar sayılabilir:

  • Tıbbi raporlar (darp raporu)
  • Polis veya jandarma tarafından tutulan tutanaklar
  • Tehdit veya hakaret içeren SMS, WhatsApp, sosyal medya mesajlarının ekran görüntüleri
  • Tanıkların (komşu, akraba, arkadaş) ifadeleri
  • Fotoğraf veya video kayıtları
  • Psikolojik destek alındığına dair belgeler

Adım 4: Kararın Verilmesi ve Tebliği

Başvuru yapıldıktan sonra Aile Mahkemesi hâkimi, dosya üzerinden ve genellikle duruşma yapmaksızın en hızlı şekilde kararını verir. İşin niteliği gereği bu kararlar genellikle 24 ila 48 saat içinde verilir. Hâkim, talep edilen tedbirleri veya daha fazlasını uygun görebilir. Verilen karar, derhal hem mağdura hem de hakkında tedbir kararı verilen kişiye tebliğ edilir. Tebliğ işlemi, polis veya jandarma aracılığıyla yapılır ve karar, şiddet uygulayana tebliğ edildiği andan itibaren yasal olarak yürürlüğe girer ve bağlayıcı olur.

Mahkemenin Verebileceği Koruyucu ve Önleyici Tedbirler Nelerdir?

Hâkim, olayın niteliğine ve mağdurun ihtiyaçlarına göre 6284 Sayılı Kanun’da yer alan birçok farklı tedbire hükmedebilir. Bu tedbirler, şiddet uygulayanı caydırmayı ve mağduru korumayı amaçlar. Tedbirleri iki ana başlık altında inceleyebiliriz:

Şiddet Uygulayan Kişiye Yönelik Önleyici Tedbirler

Bu tedbirler, failin belirli davranışları yapmasını yasaklayarak mağdurun güvenliğini sağlamayı hedefler:

  • Yaklaşmama Kararı: Şiddet uygulayanın, mağdurun konutuna, iş yerine, okuluna veya düzenli olarak bulunduğu diğer yerlere hâkimin belirleyeceği bir mesafeden (örneğin 200 metre, 500 metre) fazla yaklaşmaması.
  • İletişim Yasağı: Şiddet uygulayanın, mağduru telefon, mektup, sosyal medya, e-posta gibi iletişim araçlarıyla veya başka herhangi bir surette rahatsız etmesinin yasaklanması.
  • Evden Uzaklaştırma: Taraflar aynı konutta yaşıyorsa, şiddet uygulayanın müşterek konuttan derhal uzaklaştırılması ve bu konutun mağdura tahsis edilmesi.
  • Silah Teslimi: Şiddet uygulayanın, taşıdığı veya bulundurduğu ruhsatlı/ruhsatsız tüm silahları kolluk kuvvetlerine teslim etmesi zorunluluğu.
  • Tedavi ve Muayene: Şiddet uygulayanın alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı varsa, tedavi görmesi için bir sağlık kuruluşuna başvurmasının zorunlu kılınması.
  • Elektronik Kelepçe: Hayati tehlikenin yüksek olduğu vakalarda, şiddet uygulayanın mağdura yaklaşıp yaklaşmadığını anlık olarak takip eden elektronik kelepçe takılmasına karar verilebilir.

Şiddet Mağduruna Yönelik Koruyucu Tedbirler

Bu tedbirler ise mağdurun sosyal ve ekonomik olarak desteklenmesini ve güvenliğinin sağlanmasını amaçlar:

  • Barınma Yeri Sağlanması: Mağdurun kalacak güvenli bir yeri yoksa, kendisi ve çocukları için devlet tarafından işletilen sığınmaevlerinde (konukevi) barınma imkânı sağlanması.
  • Geçici Maddi Yardım (Tedbir Nafakası): Mağdurun ekonomik olarak zor durumda kalmaması için, şiddet uygulayandan ayrı bir dava açmaya gerek kalmaksızın geçici bir nafaka bağlanması.
  • Geçici Velayet ve Kişisel İlişki: Ortak çocuklar varsa, tedbir süresince çocukların velayetinin geçici olarak mağdura verilmesi ve şiddet uygulayanın çocuklarla ilişkisinin düzenlenmesi (gerekirse refakatçi eşliğinde görüşme).
  • Kimlik Bilgilerinin Değiştirilmesi: Mağdurun hayati tehlikesinin çok yüksek olduğu istisnai durumlarda, tanık koruma programlarına benzer şekilde kimlik ve diğer kişisel bilgilerinin değiştirilmesi.
  • Aile Konutu Şerhi: Müşterek konutun tapu kaydına “aile konutu” şerhi konularak, mağdurun rızası olmadan eş tarafından satılmasının veya üzerinde işlem yapılmasının engellenmesi.

Uzaklaştırma Kararının Süresi Ne Kadardır ve Uzatılabilir mi?

Koruma kararının ne kadar süreyle verileceği, kanunda açıkça belirtilmiştir. Hâkim, ilk kararı en çok altı (6) ay için verebilir. Bu sürenin belirlenmesinde olayın ciddiyeti, şiddetin boyutu ve tekrarlanma riski gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Uygulamada genellikle 1, 3 veya 6 aylık süreler için karar verildiği görülmektedir.

Peki, bu süre dolduğunda tehdit devam ediyorsa ne olacak? Kanun bu durumu da öngörmüştür. Koruma kararının süresi dolmadan önce, mağdur veya avukatı tarafından mahkemeye yeniden başvurularak, tehdidin ve riskin devam ettiği gerekçesiyle tedbir süresinin uzatılması talep edilebilir. Hâkim, durumu yeniden değerlendirerek süreyi uzatabilir. Kanunda uzatma için bir üst sınır veya sayı kısıtlaması bulunmamaktadır; tehdit devam ettiği müddetçe karar uzatılabilir.

Uzaklaştırma Kararının İhlali Durumunda Ne Olur? (Tazyik Hapsi)

Uzaklaştırma kararının kâğıt üzerinde kalmaması ve gerçek bir koruma sağlaması için, ihlaline karşı çok ciddi bir yaptırım öngörülmüştür: Tazyik Hapsi (Zorlama Hapsi). Bu, bir suç karşılığı verilen klasik hapis cezasından farklıdır; amacı kişiyi tedbire uymaya zorlamaktır. Bu nedenle ertelenemez, paraya çevrilemez ve adli sicil kaydına (sabıka) işlemez.

Süreç şu şekilde işler:

  1. Şiddet uygulayan kişi, mahkemenin verdiği karara aykırı bir davranışta bulunursa (örneğin, eve yaklaşırsa veya telefonla ararsa), mağdurun bu durumu derhal en yakın polis merkezine, jandarma karakoluna veya doğrudan savcılığa bildirmesi gerekir.
  2. Bu bildirim üzerine, ihlal tespit edilirse, dosya Aile Mahkemesi’ne gönderilir.
  3. Hâkim, ihlali değerlendirir ve fail hakkında ilk ihlalde 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsine karar verir.
  4. İhlallerin tekrarı halinde ise verilecek tazyik hapsinin süresi 15 günden 30 güne kadar artar.

Unutulmamalıdır ki, kararın her bir ihlali ayrı bir zorlama hapsi nedenidir. Ancak kanun, bir kişi hakkında tedbir kararlarının ihlali nedeniyle uygulanacak toplam tazyik hapsi süresinin altı (6) ayı geçemeyeceğini belirtmiştir. İhlal durumunda sessiz kalmamak ve derhal şikâyette bulunmak, kararın etkinliği için hayati önemdedir.

Alanya’da Uzaklaştırma Kararı İçin Avukat Desteğinin Önemi

Her ne kadar 6284 Sayılı Kanun, mağdurların avukatsız da başvuru yapabilmesine olanak tanısa da, sürecin bir uzman eşliğinde yürütülmesi büyük fark yaratabilir. Özellikle Alanya gibi dinamik bir bölgede, şiddet mağdurlarının haklarını en etkili şekilde kullanabilmeleri için profesyonel hukuki destek kritik bir rol oynar. Alanında tecrübeli bir avukatın sürece dahil olması şu avantajları sağlar:

  • Etkili Dilekçe Hazırlama: Avukat, yaşanan olayları hukuki bir dille ve kronolojik olarak dilekçeye aktarır, talepleri net ve eksiksiz bir şekilde formüle eder. Bu, hâkimin durumu daha net anlamasını ve daha isabetli bir karar vermesini sağlar.
  • Doğru Tedbirlerin Talep Edilmesi: Mağdur, o anki ruh haliyle hangi tedbirlerin kendisi için en koruyucu olacağını bilemeyebilir. Avukat, olayın özelliklerine göre en uygun tedbirlerin (elektronik kelepçe, nafaka, geçici velayet vb.) talep edilmesini sağlar.
  • Sürecin Takibi: Avukat, başvurudan kararın çıkmasına, tebliğ edilmesinden olası bir ihlalin şikâyet edilmesine kadar tüm süreci titizlikle takip eder. Sürenin uzatılması gerektiğinde gerekli başvuruları zamanında yapar.
  • Psikolojik Destek: Hukuki süreci yöneten bir profesyonelin varlığı, mağdurun üzerindeki stresi ve yükü azaltır, kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olur.

Alanya merkezli hukuk büromuz olarak, şiddet mağdurlarının bu zorlu süreçte yalnız olmadıklarını bilmelerini isteriz. Güvenli bir geleceğe adım atmak için hukukun sunduğu bu güçlü koruma mekanizmasından yararlanmak üzere bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki tüm başvurular, her türlü harç ve masraftan muaftır. Ayrıca, talep etmeniz halinde baro tarafından size ücretsiz bir avukat atanır.
Hayır. Koruma kararları bir ceza mahkûmiyeti olmadığından, hakkında karar verilen kişinin adli sicil kaydına (sabıka) işlemez. Ancak kararın ihlali nedeniyle verilen tazyik hapsi, ayrı bir sisteme kaydedilir.
Evet, hakkında tedbir kararı verilen kişi, kararın kendisine tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde Aile Mahkemesi'ne itirazda bulunabilir. Ancak itiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz.
Evet, alabilirsiniz. 6284 Sayılı Kanun, sadece evli olanları değil, aralarında duygusal birliktelik olmuş kişileri ve ısrarlı takip mağdurlarını da korur. Eski sevgiliniz, nişanlınız veya sadece sizi takip eden birine karşı koruma talep edebilirsiniz.
Evet. Kanun, şiddetin genellikle gizli ve ispatsız olduğunu kabul ederek "mağdurun beyanını esas" alır. Hâkim, sizin samimi ve tutarlı ifadenizi yeterli görerek, başka bir delil aramaksızın tedbir kararı verebilir.
En hızlı yol, durum acilse mesai saatine bakmaksızın en yakın polis merkezine veya jandarma karakoluna gitmektir. Kolluk kuvvetleri, ifadenizi alarak derhal gerekli başvuruyu yapar ve genellikle 24 saat içinde karar alınmasını sağlar.
Bu Makaleyi Paylaş:

Hukuki Danışmanlık Alın

Makale konusu veya farklı bir hukuki probleminiz ile ilgili uzman avukatlarımıza danışın.

Bilgileriniz KVKK kapsamında gizli tutulmaktadır.

Alanya Avukatlık ve Hukuk Ofisi
Alanya Avukatlık ve Hukuk Ofisi Online
×
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabiliriz?